Gündem

İste: “İstanbul Sözleşmesi’nin doğrudan tanındığı kanun var”

İstanbul Sözleşmesi’nin bilinmeyen detaylarını anlatan Onur İste şu konulara değindi:

“Usulde paralel olmak zorundasın”

“Uluslararası bir özleşme olan İstanbul Sözleşmesi, bir Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırılabilir mi? buraya önce x,y sözleşme diyelim sözleşmenin ne olduğunun bir önemi yok. Bizim hukuk kuralları içinde şöyle bir prensibimiz vardır. Deriz ki usulde paralel olmak zorundasın. Bir kuralı nasıl koyduysan aynı yolla kaldırırsın. Geliş yolunla gidiş yolun aynı olması lazım. Şimdi burada geliş yolu olarak söyleyeyim, bu sözleşme 2011 yılında imzalandı. 2011 yılında da onaylanıyor. TBMM’nin bir onay kanunuyla onaylanıyor. Önce bir uluslararası sözleşmeyi bizim idarecilerimiz imzalıyor. Sonra TBMM bunu onaylıyor ve yürürüğe giriyor. Yine nasıl kaldırmak lazımdı TBMM’nin kanunu kaldırma kanunuyla kaldırmak gerekirdi. Ancak ne yaptık biz? Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırdık dendi. Usulle paralellik ilkesine tam olarak aykırılık işte bu. Yasamanın verdiği bir kararı yürütmenin kararıyla kaldıramazsınız. Bu konuda devletin ciddi anlamda bilgilendirilmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

İstanbul Sözleşmesi’ni biz artık tanımıyor muyuz?

“Yetki yönünden problemli, sakat bir karar”

Bu kadar öncelikle yetki yönünden problemli, sakat bir karar. Bu kararı almaya yetkisi olmayan bir merci tarafından alındığı için bu karar geçerli değil. Ancak bunu benim söylemem yeterli değil, bu konuda Danıştay’a açılan davalar var. Yürütme organının vermiş olduğu bir kararın kaldırılması için Danıştay’da şu an da derdest dava var, o davanın sonucunda bu kararın sakat olup olmadığı Yüksek Mahkeme olan Danıştay tarafından tespit edilecek. O tespit edilene kadar sözleşme uygulanmayacak ama İstanbul Sözleşmesi’ne göre 82. Maddesinde bu sözleşmenin bir taraf devleti tarafından feshedilmesi için Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’nden bildirim yapılması gerekir. Ve bu bildirimden itibaren 3 aylık sürenin sonunda fesih geçerli olacak.

İstanbul Sözleşmesi’nde biz neyi iptal ettik?

İstanbul Sözleşmesi çok basit bir prensip anlaşmasından ibaret kadınları, kadınlar özelinde ama sadece kadınlar üzerinde sınırlı olmayacak şekilde cinsel yönelimleri aile içi şiddetten korumaya yarayan bir prensipler anlaşması.

 Doğrudan bunu uygulamak çok zor. Bunu nasıl uygularsınız yerel bir kanun çıkarırsınız o kanunlar çerçevesinde uygularsınız. Bizde de bu kanun çıkarıldı, 6284 sayılı bir ailenin korunması dair kanunumuz var bizim. Her ne kadar İstanbul Sözleşmesi’ni feshettiğimizi söylesekte İstanbul Sözleşmesi çerçevesinde yürürlüğe konulmuş olan 6284 duruyor aslında. Kanun yürürlükte olduğu için İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması olsa olsa bir moral değeri anlamında bir şey taşıyor. Sözleşme kadınları korumaktan başlıyor, sonra aile içi şiddetle devam ediyor sonrada herhangi bir cinsiyet eşitsizliğini üzerine devam eden konular var.

Herhangi bir cinsel yöneliminden ötürü şiddete maruz kalmayacaksın diyor. Ben şöyle anlıyorum o zaman herhangi bir cinsel yönelimden dolayı şiddete mi uğraması lazım birisinin. Bunun tersinden bu çıkıyor. Tabi uluslararası anlaşmalar, temel hak ve özgürlükler iç siyasete malzeme edildiği zaman baen böyle yanış kararlar ortaya çıkabiliyor.

Türkiye’de bazı çelişkiler var bir kararı alırken o kararın beraberinde getirdiği çelişkilerin bazen dikkate alamıyoruz. Pandemi zamanındaki çek yasasına dair değişiklik oldu. Dediler ki çekler yazılmayacaktır. Sabah çıkardılar daha öğlen piyasalar patladı. Sonra dediler ki çok pardon onu demek istemedik karşılığı olmayan çekler yazılmayacaktır. Karşılığı olanlar ödeme yapılacaktır. Diye düzelttiler.

Aslında bunu yazarken bütün alternatifleri düşünürsünüz bir metin yazarsınız hiç kimseye zarar vermeden amaçladığınız neticeye ulaşırsınız. Aslında İstanbul Sözleşmesi’nde de böyle bir şey var. Bu anlatacağım şeyi ben çıktıysa bile bir basın yayın kuruluşunda görmedim.

“İstanbul Sözleşmesi’nin doğrudan tanındığı bir kanun var”

Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırıldı dedim ya size ve bu Danıştay’da dava konusu edildi dedim ya bunu bir yere koyalım. Şu anda İstanbul Sözleşmesi’nin doğrudan tanındığı bir kanun daha var. 6284 sayılı yasanın 2. Maddesinde şöyle diyor; 6284’ün uygulamasında aşağıdaki temel ilkelere uyulur demiş. Şöyle yazılıyor. Uluslararası Sözleşmeler ve İstanbul Sözleşmesi’ne. Mevcut kanunda İstanbul Sözleşmesine uyacaksın diye bir madde var ve kaldırılmamış. Bir davada bir meslektaşım ve bir taraf şunu söyleyebilir, hayır bunu uygulamak zorundasın çünkü burada uygulayacağın yazıyor. Bunun daha önce konuşulduğunu hiç duymadım yani konuşulduysa da ben duymadım.”

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
ataşehir masöz
Kapalı